İşler Nasıl Oldu da Buralara Geldi?

İşler Nasıl Oldu da Buralara Geldi?

Dijital pazarlama trendleri her sene kendini yenilese de “coğrafya kaderdir” düzleminden çok fazla da çıkamıyor fakat dijital dünya bize yepyeni bir coğrafya sunuyor. Bu coğrafyanın adıysa; Dünya. Mevcut yapı içerisinde reklamcılığın yapı taşını her ne kadar yaratıcılık oluştursa da biz yarayıcılıktan yanayız. Çöp kovamız binlerce yaratıcı fikirle dolu. Onlarca kez müşterimiz bunu anlamayabilirle karşılaşıyoruz. Reklamverenleri anlıyoruz, onlar da çabalarının karşılığını satışla almaya çalışıyorlar fakat bizim motivasyonumuz her zaman iyi iş, iyi iş yönetimi.

İşte R2 bu bağlamda en azından küçük coğrafyalarda dijital bir dönüşümü öngörüyor. Burada müşteri toplantıları, kreatif süreç, işin ‘oluş’ aşaması her şey dijital platformlarda gerçekleşiyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; Y jenerasyonu mesai saatindense biyolojik saatini verimli görüyor. Biz hiçbir çalışanımızı saat 8:30’da otobüs durağına dikmek istemiyoruz. Hiçbir çalışanımızın ne kadar güzel olursa olsun, ne kadar sıcak olursa olsun iki poğaçayla kahvaltı edip markamızın pazar payını %x artırabileceğine inanmıyoruz. Biz çalışma hayatını özgürlük denkleminde yeniden var etmek istiyor ve bunun için çalışıyoruz. Biz yüzlerce kilometre yol gelip 20 dakika sunum yapıp tekrar 2 saat trafik çlesi çekmeyi istemiyoruz. Kimse yanlış anlamasın lütfen bu bir üşengeçlik değil, bu mantıksızlık. Ve biz akıl ve mantık ışığında bir yol haritası çizmek istiyoruz. Bizim tasarımcılarımız, art direktörlerimiz, kreatif yazarlarımız, müşteri temsilcilerimiz işlerini oturduğu yerden yapmakta pek maharetli. Onların renkli dünyası; iş dünyasının gri yapılarına gökkuşağı çizmek için bekleyen boya fırçaları gibi. Onları anlıyor, özdisiplinlerine güveniyoruz. Biz yalnızca patron geldiğinde işinin başında olan Türk sineması komedi sahnelerini değil, mutfakta kahvesini beklerken aklına bir fikir gelip koşarak bilgisayarının başına geçen işini yapan sonrasında ‘ah be kahve soğumuş’ diye üzülen naif insanların dünyayı değiştirebilme gücüne inanıyoruz.

İşte R2 bu yeni nesil “freeter”larla yaratıcılık ve yarayıcılık dengesini yeniden var etmek için var. Aynısını Google, Apple, Microsoft yaptığında, iş dünyası bloglarında pembe bir rüya gibi anlatılan orta yolcu bir blog yazısını okuyup iki metrekarelik çalışma masasında Wall Street hayalleri kuran beyaz yakanın haklı öfkesi elbette ki işine yansıyor. Biz özgürlüğün tadını mesai saatlerinde de yaşayabilen uçarı insanların, ayakları yere basan fikirlerinden ilham alıyoruz.

R2 bir yarışta değil, arayışta. Bu arayışta da istatistikler ve sektör kanaat önderlerinin ön görülerini iş yapış biçimimize rehber ediniyoruz. Örneğin; yapılan geniş bir anket sonucunda katılımcılarının %86‘sı, yalnız çalışmanın performanslarını arttırdığını belirtiyor. Çalışma ortamındaki dedikoduların, zamansız toplantıların ve yüksek sesle konuşanların; çalışmalarını olumsuz etkilediğini bildiriyor. Yöneticilerin üçte ikisi de; uzaktan çalışan elemanlarının verimliliklerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğunu söylüyor.

Uzaktan çalışan insanların %82 daha düşük stres seviyesine sahip oldukları ve bunun çalıştıkları şirketlere olumlu olarak yansıdığı ortaya çıktı.

Y jenerasyonu ile Z jenerasyonunun artması; çalışmada esneklik, özgürlük, iş yaşam dengesi kurma isteğini arttırıyor. Dünyada nesiller boyu süregelen 9-6 mesai saatleri ve ofis tabanlı çalışma hızla terk ediliyor. Birçok şirket kendine ve çalışanlarına faydalı olan yeni nesil çalışma modelini benimsiyor ya da benimsemek zorunda kalıyor.

Hal böyleyken R2’ye de dijitalleşmek kalıyor! Artık çayları video konferanstan içme zamanı...

Yorum yapın

Yorumların yayınlanabilmesi için onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın